Kullanıcıya Mektup

(Terapiye Hakkında)

Merhaba,

Uzun zamandır şunu düşünüyordum: Bizim memleketin terapiden alacağı çok şey var. Hatta "milletçe" diyebilirdim… Ta ki bir gün, köprü trafiğinde önüme kıran bir araca cam şişe atana kadar.

Evet, attım.
Şişe arabaya çarptı… kırılmadı.
Meğer dayanıklı olan şişeymiş; ben o kadar dayanıklı değilmişim.

O an, "mesele trafik değil" dedim. Mesele, içimizde biriken ve en yanlış yerde taşan şeylerdi. Ve eve dönünce bir karar verdim: Terapiye'yi kuracağım.

Evet, bir terapi sitesi. Terapiye en çok ihtiyacı olan adam tarafından.
İroniyi görüyorum. Devam ediyorum.


Bu kararı almamda küçük kardeşimin (kendisi terapist) etkisi de büyük. Çünkü onun derdi "terapiye ihtiyaç var" cümlesinden çok, terapinin piyasaya düşmesiyle ilgiliydi.

"Abi, insanın en kırılgan anı 'yardım arıyorum' dediği an. Ama bazı platformlarda o an, sanki bir pazar yerine dönüşüyor."

Bazı platformlarda terapist, danışana ulaşmak için ödeme yapıyor. Görünürlük paketi, mesajlaşma paketi, öne çıkma paketi… Derken yardım etmek isteyen, önce gişeden geçmek zorunda kalıyor.

Kafama yatan şey şu oldu:

  • Yangını söndürmek isteyen, önce bilet almak zorunda kalmamalı.
  • Terapistin danışana ulaşması, reklam bütçesine bağlı olmamalı.
  • Her şeyin rant kapısına döndüğü bu ülkede, en azından bir yer bundan muaf olmalı.

Çünkü biz bazen terapiye "ihtiyacım yok" deriz.
Ama Türkiye'de hayat insanı bir şekilde kendisiyle görüşmeye çağırır.
Hem de randevusuz, hatırlatmasız, iptalsiz.

Depremler, ekonomik krizler, belirsizlikler…
Bu coğrafyada "sağlam kalmak" bazen başlı başına bir başarı.
Ve sağlam kalamayanları yargılamak kimsenin haddine değil.

Bizde stres tek bir yerden gelmez; kargo gibi gelir.
Trafikten gelir, ekonomiden gelir, işten gelir, evden gelir, aileden gelir, toplumdan gelir… Üstelik "dağıtıma çıktı" bildirimi bile gelmeden kapıya dayanır.

Günlük hayattan tanıdık birkaç sahne:

  • Trafikte iki saniyelik bir sinyal, bazen "kişisel meydan okuma" sayılır. Şerit değiştirmiyorsun; sanki tartışma programına bağlanıyorsun.
  • Bir randevu almak, vatandaşlık görevi olmaktan çıkıp refleks turnuvasına dönüşür. "Sistem yoğun" yazısı, memleketin en istikrarlı verisidir.
  • Vize randevusunda botların insanlığa karşı işlediği küçük çaplı suçlara tanıklık ederiz; insan vize değil, sabır ölçer.
  • İş yerinde "mesai" ile "hayat" birbirine karışır. Akşam 22:30'da gelen "müsait misin?" mesajı, "iyi geceler"den daha sık görünür.
  • Ekonomi, plan yapmayı bir çeşit hayal gücüne çevirir: "Gelecek" dediğin şey bazen sadece bir sonraki ayın belirsizliğidir.
  • Evde, en sevdiklerimize karşı dilimiz sertleşir: eşimize, anne-babamıza… Gün boyu idare ettiğimiz her şey, akşam "nasıl olsa beni severler" dediğimiz yere dökülür.
  • Toplum içinde yanlış anlaşılma bazen milli spora döner. Sen cümleyi kurarsın, biri "bence sen şunu demek istedin" der; kendi niyetini, başkasının yorumundan öğrenirsin.

Herkesin bir fikri vardır; ama kimsenin kimseye tahammülü yoktur. En küçük şey, en büyük şeye dönüşür. En sakin an, en gergin ana bağlanır.

Ve bütün bunların ortasında "Ben iyiyim ya" deriz.
Halbuki bazen "iyiyim" demek, sadece "şimdilik kimseye yük olmadım" demenin kibar halidir.


Terapiye işte buradan doğdu.

Bu site, danışanlar için tamamen ücretsiz.
Terapistler için de öyle - en azından şimdilik.
(Sunucular "biz de terapi istiyoruz" demeye başlarsa, belki küçük bir üyelik ücreti olur. Ama o gün gelene kadar: bedava.)

Bu site, Türkiye'ye bir minnet borcu gibi yapıldı.
Depremlerden, krizlerden, belirsizliklerden yorulmuş bir millete.
En azından bir yerde, biri "zorlanıyorum" dediğinde karşılığında bir satış ekranı değil, bir insan çıksın istedim.

Terapiye hiçbir zaman kâr amacı güden bir site olmayacak.
Bu ülkede zaten her şey rant kapısı. Bir yer bundan muaf kalsın.


Kısacası:
Bazen hepimizin tek ihtiyacı, biriyle konuşmak.
Bazen de önce kendi içimizdeki "köprü trafiğini" çözmek.
(Ben hâlâ çözmeye çalışıyorum. Şişe atmıyorum artık ama, gelişme var.)

Buradaysan, iyi ki geldin.
Kendine iyi davranmayı "lüks" değil, "bakım" saydığın günlerin başlangıcı olsun.

Sevgiler,

SS
Serdar Saygılı
Sitenin sahibi, kodlayıcısı ve
"derdini anlatırken pop-up yememen gerektiğine inanan" kişi

Sen de yardım arıyorsan, buradayız.