Bugün çoğumuz aşk olduğumuz için evlendiğimizi düşünüyoruz ama evliliğin tarihine baktığımızda durum hiç böyle değil. Evliliğin ilk çıkış noktası mülkiyet hakkıydı; var olan bir ev ya da arsanın korunması ihtiyacından doğmuştu. Bunun ardından soyun devamı ikincil bir temel ihtiyaç olarak bu kuruma eklendi. Yani geçmiş yüzyıllarda insanlar evlenirken "bu kişi ruh eşim mi, beni gerçekten anlıyor mu" diye düşünmüyorlardı. Aşk evliliği dediğimiz kavram aslında oldukça yakın bir tarihin ürünü.
Modern dünyada ise tam tersi bir uç noktaya savrulduk. Artık partnerimizin bize hem en yakın arkadaş, hem ebeveyn gibi destek, hem en yakın dost, hem de tutkulu bir aşık olmasını bekliyoruz. Elbette bunların bir kısmı sağlıklı bir evliliğin doğal dinamikleri arasında yer alabilir. Ancak bir insanın tek başına bize her şey olmasını beklemek gerçek dışı bir beklenti. Yüzyıllar önce bir köyün topluca karşıladığı sosyal ihtiyaçları şimdi tek bir kişiden bekliyoruz ve bu, ilişkilerde büyük bir yük oluşturuyor.
Bu videoda amacım, evliliğe dair beklentilerimizi biraz daha gerçekçi bir zemine oturtmaya davet etmek. Tek bir kişinin hayatımızdaki her ihtiyacı karşılamasını beklemek yerine, farklı ilişkilerden farklı destekler almanın da mümkün olduğunu düşünmeye değer. Sizce tek bir kişi gerçekten her şeyimiz olabilir mi, olması gerekir mi?