İlişkilerimizde bazen kendimizi anlaşılmamış hissederiz. Ne kadar konuşursak konuşalım, sanki duvara konuşuyormuş gibi bir his baskın gelir. Bir noktada susarız, çünkü konuşsan da anlaşılmayacağını düşünürüz. Ama içten içe yalnızca bir şey isteriz: fark edilmek ve birinin bize "ben buradayım" demesini duymak.
Eğer bu duyguları yaşıyorsan, biliyorum ki yalnız değilsin. Bu durumun altında çoğu zaman kendimizi hep geri plana atmak vardır. Karşındakini kaybetmemek, kırmamak için kendi ihtiyaçlarımızı görmezden geliriz ve önemli olmadığımız gibi davranırız. Ama bu tavır aslında kendimizden biraz daha uzaklaştırmamıza neden olur.
İşte burada sınır koymak çok önemli hale geliyor. Sınır koymak birini sevmekten vazgeçmek değildir. Sınır koymak, kendini unutmaktan vazgeçmektir. Gerçek sevgi, karşındaki kişiyi kaybetme korkusuyla değil, kendini koruyarak yapılan sevgidir. Bunu anlamak ve uygulamaya başlamak, bu döngüden çıkmanın ilk adımıdır.