Bu videoda ilişkilerde sıkça karşılaştığım bir soruna dikkat çekmek istedim: partnerler arasında kimin ne kadar emek verdiğinin çetelesini tutmak. "Ben şu kadar harcadım, o bu kadar yaptı, ben yemek yaptım o yapmadı" gibi hesaplaşmalar, uzun soluklu bir ilişki hedefliyorsanız er ya da geç yön değiştirecek dengesizliklerdir. Kimin parası varsa öder, kimin vakti varsa yapar mantığıyla ilerleyen ve birbirini "köylü kurnazlığıyla" ölçen insanlarla ilişki yürütmemek gerektiğini vurguluyorum.
Türkiye'de bugün yemek yapan kadına "yeteri kadar feminist değil", yapmayana ise "diva" denilen bir garip noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Oysa feminizm eşitlik ve adaletten bahseder, birini yargılamaktan değil. Romantik ilişkileri bir tribüne, bir rekabet alanına çevirmemek gerekiyor; elbette her iki taraf da kendinden verecek ama bunu eril enerji-dişil enerji ya da feminizm etiketleriyle bağdaştırdığımızda sağlıklı bir ilişki kurma ihtimalimiz kalmıyor.
Kısacası mesajım net: karşınızdakini düşmanlaştırmayın, emek çetelesi tutmayın ve "bu aralar anne enerjisine geçtim" gibi söylemlerle ilişkiyi karmaşıklaştırmayın. Sağlıklı bir ilişki, karşılıklı verilen emeğin sayılmadığı, adalet ve eşitlik temelinde kurulan bir ilişkidir.