DiğerVideo: 0:44

Duygular Düşmanımız Değil, Sessiz Kılavuzlarımızdır

Puanlar yükleniyor…

Bu videoyu değerlendirmek için bir yıldız seçin.

Bu videoda

Duygularımızı yargılamak yerine onları birer haberci gibi dinlemenin önemini anlatan kısa ve etkileyici bir video.

Videonun yazısını oku ↓

Yorumlar

Yorumlar herkese açıktır.

Hesabınız kontrol ediliyor…

Yorumlar yükleniyor…

Videonun yazısı

Kübranur Karyağdı adlı uzmanın videosundaki ana fikirden yola çıkarak hazırlanmıştır.

Gün içinde zihnimizden sessizce geçen bazı cümleler vardır: "Buna üzülmemeliyim, buna sinirlenmemeliyim, böyle hissetmemeliyim." Bu cümlelerle bazı duygularımızı sanki yerli yersizmiş gibi, hissetmenin kendisi bir hataymış gibi değerlendiririz. Oysa duygular kapımıza gelen birer habercidir; taşıdıkları haber ağır olabilir, bizi üzebilir ama onlar yalnızca bu haberi bize taşırlar.

Öfke bize sınırlarımıza dair bir işaret verir, üzüntü ise değer verdiğimiz bir şeye dokunduğumuzda ortaya çıkar. Bu yüzden "böyle hissetmemeliyim" demek yerine "bu duygu bana şu an ne anlatmaya çalışıyor" diye sorabiliriz kendimize. Bu küçük dil değişikliği, duygularımızla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürebilir.

Çünkü duygular bizim düşmanımız değildir; aksine bize yol gösteren sessiz kılavuzlardır. Onları bastırmak veya yargılamak yerine ne anlatmaya çalıştıklarını dinlemek, kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar.

🔑 Anahtar Noktalar

  • 1"Buna üzülmemeliyim, böyle hissetmemeliyim" gibi cümleler zihnimizden sessizce geçer
  • 2Duygular kapımıza gelen birer habercidir, sadece taşıdıkları haberi iletirler
  • 3Öfke sınırlarımıza, üzüntü değer verdiğimiz şeylere işaret eder
  • 4"Böyle hissetmemeliyim" yerine "bu duygu bana ne anlatıyor" diye sorulabilir
  • 5Duygular düşmanımız değil, bize yol gösteren sessiz kılavuzlardır

❓ Sık Sorulan Sorular

Duygularımızı bastırmak neden doğru bir yaklaşım değildir?
Çünkü duygular birer habercidir, taşıdıkları mesajı bastırmak onları yok etmez, sadece dinlememizi engeller.
Öfke ve üzüntü bize ne anlatır?
Öfke sınırlarımıza işaret eder, üzüntü ise değer verdiğimiz bir şeye dokunulduğunda ortaya çıkar.
"Böyle hissetmemeliyim" demek yerine ne diyebiliriz?
Bunun yerine kendimize "bu duygu bana şu an ne anlatmaya çalışıyor" diye sorabiliriz.