Bu videoda üzülmeye izin vermenin önemine dikkat çekiyorum. Aslında yapmamız gereken şey çok basit: kendimize üzülme, hissetme izni vermek. Kalbimizin kırılabileceğini kabul etmek, birinin arkamızdan konuşabileceğini ya da bize bir şeyler hissettirebileceğini bilmek korkutucu gelebilir ama biz buna izin vermediğimiz sürece aslında tam anlamıyla mutlu bir yaşam da süremiyoruz.
Bunu bisiklet sürmeyi ya da yüzmeyi öğrenmeye benzetiyorum. "Ya boğulursam, ya düşersem" diye düşünürsek hiçbir zaman öğrenemeyiz. Evet, belli bir noktada düşeceğiz, belki de zorlanacağız ama sonrasında o özgürlüğü hissetme şansımız da olacak. Yani önce kendimize üzülme, zorlanma alanı tanımalıyız ki devamında güzel şeyleri de gerçekten yaşayabilelim.
Kısacası, duygularımızdan kaçmak yerine onlara alan açmak, uzun vadede bize hem duygusal özgürlük hem de daha dolu bir yaşam sunuyor.