Cinsel işlev bozukluklarının en temel nedenlerinden biri, toplumsal ve içselleştirilmiş tabulardır. Cinsel tabular ve korkular bedenin doğal arzusunu susturarak cinselliği bir haz alanından çıkarıp kaygı sahnesine dönüştürebilir. Ayıp, günah, yetersizlik, kontrolü kaybetme ya da bedenin kabul edilmemesi gibi inançlar, cinsel uyarılma sırasında yoğun bir performans kaygısına yol açabilir. Bu kaygı ereksiyon, boşalma, orgazm ya da cinsel istekte sorunlara zemin hazırlayabilir.
Bastırılmış arzular ile bilinç dışı yasaklar arasındaki çatışma, kendine bedende bir ifade alanı bulabilir. Zihin "istiyorum" derken bilinç dışı "istememelisin" diyebilir; bu iç çatışma kişiyi arzuyu doğal biçimde yaşamaktan çok kontrol etmeye, gözlemlemeye ve yargılamaya iter. Dolayısıyla cinsel işlev bozukluğu bazen bedenin fiziksel bir bozulmasından çok, arzu ile yasak arasındaki çatışmanın beden üzerinden dile gelmesidir. Bu bakış açısı, cinsel sorunları yalnızca fiziksel bir mesele olarak değil, ruhsal bir dinamiğin izdüşümü olarak anlamamıza yardımcı olur.