Saramago'nun Körlük romanı üzerinden, insan zihninin acı veren gerçeklerle nasıl baş ettiğini konuşuyorum. Roman aslında fiziksel görme yetisini değil, insanın farkındalığını sorguluyor. Psikolojik açıdan bakıldığında zihnimiz bazen bizi korumak için inkâr eder, bastırır ve görmezden gelir; bu bazen kendi hatalarımız, bazen başkalarının acısı, bazen de yıllardır taşıdığımız yaralar olabilir.
Bunun nedeni aslında oldukça basit: gerçekleri görmek, onları değiştirme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Bu sorumluluktan kaçınmak için zihnimiz bazen görmezden gelmeyi tercih ediyor. Belki de asıl körlük, gözlerin görmemesi değil, gerçeği görmek istemeyen zihindir.
Videoyu izleyenlere şunu soruyorum: Sizce daha tehlikeli olan hangisi — görmeyen gözler mi, yoksa görmek istemeyen insanlar mı? Bu soru üzerine düşünmek, kendi savunma mekanizmalarımızı fark etmemiz için iyi bir başlangıç noktası olabilir.