Uğurlu tişört bir kuponun sonucunu etkiler mi?
Bir sabah sevdiğiniz biriyle karşılaştınız. Bu karşılaşma sizi mutlu etti. Peki, buradan “Bugün şanslı günüm, gidip bir kupon oynayayım” sonucuna nasıl geçiliyor? Karşılaşmayla kuponun sonucu arasında bir bağlantı mı var, yoksa o bağlantıyı siz mi kuruyorsunuz?
Videodaki örnekte kişi, yolda Barış Bey’le karşılaşmasını kendisine uğur getirecek bir olay olarak yorumluyor. Uğurlu tişörtü giymek ve belirli bir kolyeyi takmak da aynı anlatımda ele alınıyor. Ortak nokta şu: Sonuçla ilgisi gösterilmemiş bir olay veya nesne, kazanma ihtimaliyle ilişkilendiriliyor.
Dışarıdan dinleyince bu bağlantıyı sorgulamak kolay olabilir. Ama kişi karar verirken buna gerçekten inanabilir. Bu yüzden yalnızca “Mantıklı mı, mantıksız mı?” diye bakmak yeterli değil. İnanç hangi noktada bir davranışın gerekçesi oluyor? Hoş bir karşılaşma ne zaman para riske atmak için işaret sayılıyor?
Burada tişörtün, kolyenin veya karşılaşılan kişinin kendisiyle ilgili bir sorun yok. Bakacağımız şey, onlara yüklenen sonuç değiştirme gücü. Bir şeyin sizin için anlamlı olması, dışarıdaki bir sonucu belirlediği anlamına gelmez. Sevdiğiniz biriyle karşılaşmanın değerini korumak için onu kazanacağınızın habercisi saymanız gerekmiyor.
Kontrol hissi ile gerçek etki aynı şey değil
Kontrol illüzyonu, bir sonucu gerçekte olduğundan daha fazla etkileyebildiğinizi düşünmenizdir. Totemler üzerinden bakınca bu, “Şunu yaparsam istediğim sonuç gerçekleşir” bağlantısıdır. Amerikan Psikoloji Birliğinin batıl inanışların psikolojisine ilişkin söyleşisi, sonucu önemserken onu kontrol edememenin uğur inanışlarıyla ilişkisini ele alır. (İlgili sayfa)
Şimdi iki ayrı durumu düşünelim. Sınava hazırlanmak, soruları dikkatle okumak ve zamanı kullanmak, performansınızla ilgili davranışlardır. Sınava belirli bir kolyeyle gitmek ise kolyenin soruları değiştirdiği anlamına gelmez. Kolyeyle daha rahat hissetmek başka, onun dışarıdaki sonucu değiştirdiğini söylemek başka.
Kumarda da sayı seçmek veya kupon hazırlamak bir karar verme alanı sunar. Ancak seçim yapabiliyor olmak, sonucu kontrol edebiliyor olmakla aynı değildir. Seçim size ait olabilir; sonucu belirleyen bütün koşullar size ait olmayabilir.
Bütün oyunları ve bahisleri aynı yapıda görmek de doğru olmaz. Bir spor karşılaşmasında performans, sakatlıklar veya başka insanların kararları rol oynayabilir. Yine de maç hakkında bilgi sahibi olmakla sabah belirli biriyle karşılaşmanın maçı etkileyeceğine inanmak farklı iddialardır.
Soruyu somutlaştırabilirsiniz: “Bu davranışım sonucun hangi kısmını, nasıl değiştiriyor?” Bir açıklamanın sizi rahatlatması, bu soruya cevap verdiği anlamına gelmeyebilir. Kontrol hissini anlamak için önce ona yüklediğiniz etkiyi açıkça tarif etmek gerekir.
Totem rahatlatıyor mu, kararınızı mı yönetiyor?
Her alışkanlığı aynı başlık altında değerlendirmeyelim. Bir nesneyi sevdiğiniz için taşıyabilir veya bir kıyafetin içinde rahat hissedebilirsiniz. Bununla “Bu nesne olmazsa kazanamam” düşüncesi arasında fark var. APA’nın söyleşisinde de ritüelin kişisel anlamı ve psikolojik rahatlığı, ona yüklenen dış sonucu değiştirme gücünden ayrılıyor. (İlgili sayfa)
Örneğin bir kişinin sevdiği kolyeyi özel günlerde taktığını düşünelim. Kolye evde kaldığında üzülüyor ama planını sürdürüyor. Başka bir varsayımsal örnekte kişi, kolyeyi bulmadan kuponunun kazanamayacağına inanıyor. İkisi de kolye takıyor olabilir; kolyenin karar içindeki yeri aynı değil.
Burada kendinize üç soru sorabilirsiniz:
- Bunu yapınca yalnızca daha rahat mı hissediyorum?
- Yapmadığımda sonucun mutlaka kötüleşeceğini mi düşünüyorum?
- Bu inanış yüzünden başka türlü vermeyeceğim bir karar veriyor muyum?
Amaç, sevdiğiniz eşyaları hayatınızdan çıkarmak değil. Onlara yüklediğiniz anlamı ayırt etmek. Kolye bir hatıra olarak kalabilir; kazanma gücü taşıdığı varsayılmadan da değerli olabilir.
Konu kumar olduğunda ayrım somutlaşır: Totem yalnızca üzerinizde mi duruyor, yoksa oynama kararını, ayırdığınız zamanı ve riske attığınız parayı da mı yönlendiriyor? İnancın adı kadar, davranışta ne yaptığına da bakmak gerekir.
Bilişsel çarpıtmalar bağlantıyı nasıl güçlendirir?
“Bilişsel çarpıtma” sözü ağır gelebilir. Burada, bir durumu yorumlarken kanıtı veya olasılıkları olduğundan farklı değerlendiren düşünme biçimlerinden söz ediyoruz. Bu kavram kişinin zekâsını veya karakterini anlatmaz; belirli bir kararın nasıl gerekçelendirildiğine bakar.
Dünya Sağlık Örgütü forumu için hazırlanmış kumarla ilişkili zararlar değerlendirmesi, kontrol illüzyonunu, uğur inanışlarını, gerçekte bulunmayan bağlantılar kurmayı ve seçici hatırlamayı kumar sorunları bağlamında ele alır. (who.int)
Örneğin bir kişinin uğurlu tişörtüyle kazandığı günü hatırladığını düşünelim. Aynı tişörtle kaybettiği günleri ise hesaba katmıyor. Böyle bakınca, yalnızca inancı destekleyen sonuç görünür oluyor. “Bu tişört etkili mi?” sorusu, “Bu tişörtle kazandığım günü hatırlıyor muyum?” sorusuna dönüşüyor.
Bir başka örnekte kişi sabah sevdiği biriyle karşılaşıyor, akşam kuponu kazanıyor. Bu iki olayın aynı güne denk gelmesi, ilk olayın ikinciyi oluşturduğunu göstermez. Birlikte gerçekleşmekle neden olmak aynı şey değildir.
İnancı destekleyen bir örnek bulmak, bütün sonuçları değerlendirmek değildir. Kazanılan gün kadar kaybedilen günler ve başka açıklamalar da değerlendirmeye dâhildir. “Totem işe yaradı” derken hangi sonuçları hesaba kattığınızı sormak, düşüncenin nasıl kurulduğunu görmenize yardımcı olabilir. Burada aranan şey yeni bir uğur kanıtı değil, mevcut açıklamanın sınırıdır.
Art arda kaybetmek kazanmayı yaklaştırır mı?
Totemlerin yanında başka bir düşünce de ortaya çıkabilir: “Bu kadar kaybettim, artık kazanma sırası bende.” WHO forumu değerlendirmesinde bu yorum, kumarbaz yanılgısı olarak anılan düşünme hataları arasında ele alınır. (who.int)
Burada önemli bir ayrım var. Birbirinden bağımsız rastlantısal olaylarda önceki sonuç, sonraki sonuca borç bırakmaz. Adil bir yazı tura atışını düşünelim. Arka arkaya yazı gelmiş olması, sonraki atışta turanın gelmesini zorunlu kılmaz. “Artık denge kurulmalı” beklentisiyle sonraki olayın olasılığı aynı şey değildir.
Bu örnek, her spor karşılaşmasının veya kuponun birbirinden bağımsız olduğu anlamına gelmez. Gösterdiği nokta şu: Önceki kayıplar, tek başına gelecekteki kazancın kanıtı değildir. “Çok kaybettim” geçmişi anlatır; “Öyleyse şimdi kazanacağım” ayrıca gerekçelendirilmesi gereken bir sonuçtur.
Örneğin kişinin kaybettikten sonra kolyesini takıp “Eksik olan buydu” dediğini düşünelim. Bu açıklama hem kaybı anlamlandırıyor hem yeniden oynamak için gerekçe sunuyor. Ama kolyenin eklenmesi, kaybı kazanca çevirecek bir etki göstermiyor.
Kaybı kabul etmekle kayba bir açıklama bulmak da farklı şeyler. “Yanlış totemi kullandım” düşüncesi, gerçek durumu değerlendirmek yerine yeni bir deneme gerekçesine dönüşebilir. Bu yüzden açıklamanın sizi nereye götürdüğüne de bakın: Durumu anlamaya mı, tekrar oynamaya mı?
Bir işaret nasıl oynama gerekçesine dönüşür?
Videodaki karşılaşma örneğinde dikkat çekici geçiş şu: “Sevdiğim birini gördüm” cümlesinden “Gideyim bir kupon oynayayım” cümlesine geçiliyor. Hoş bir olay, davranışa izin veren bir gerekçeye dönüşüyor.
Bu geçişi varsayımsal bir sıra içinde açalım:
- Beklemediğiniz, sevindirici bir olay yaşıyorsunuz.
- Bunu “Bugün şansım açık” diye yorumluyorsunuz.
- Yorumu “Bugün oynamalıyım” düşüncesine bağlıyorsunuz.
- Sonucu bilmeden para riske atıyorsunuz.
Bakın, burada duygu, yorum ve davranış yan yana duruyor. Ama aynı şey değiller. Sevindim; bu bir duygu. Şanslı olduğumu düşündüm; bu bir yorum. Kupon oynadım; bu bir davranış. İlk adımın yaşanması, son adımı zorunlu kılmıyor.
Örneğin aynı kişinin arkadaşlarının yalnızca kazanan kuponlarını gördüğünü düşünelim. Uğur düşüncesine “Herkes kazanıyor, ben fırsatı kaçırıyorum” yorumu da eklenebilir. Simge Saygılı’nın kaçırma korkusu ve sosyal karşılaştırmayı ele alan yazısında, başkalarının görünür başarılarına bakarak kendi durumunu değerlendirme konusu açıklanıyor. Bu varsayımsal kumar örneğiyle ortak nokta, görünen parçanın bütün sanılması.
O anda kendinize şunu sorabilirsiniz: “Yeni bir bilgi mi edindim, yoksa hoş bir olayı hemen karar vermek için gerekçe mi yaptım?” Olayın sizi mutlu etmesini inkâr etmeden, ona eklediğiniz anlamı inceleyebilirsiniz. “Sevindim” demek için “Bugün kazanacağım” demeniz gerekmiyor.
İnancı sorgulamak için hangi sorular işe yarar?
Bir düşünceyi incelemek, kendinizi azarlamak değildir. “Buna nasıl inanabildim?” diye yüklenmek yerine, bağlantıyı nerede kurduğunuza bakabilirsiniz. Amaç kendinize bir etiket yapıştırmak değil, kararın dayandığı varsayımı daha açık görmek.
Şu sorular bunun için kullanılabilir:
- Bu olayla kuponun sonucu arasında nasıl bir etki olduğunu düşünüyorum?
- Aynı nesneyi kullanıp kaybettiğim zamanları da hesaba katıyor muyum?
- Bir başkası aynı gerekçeyle para riske atsa, açıklamasını nasıl değerlendirirdim?
- “İyi hissediyorum” ile “Kazanma ihtimalim arttı” cümlelerini ayırabiliyor muyum?
- Bu düşünce beni normalde vermeyeceğim bir karara mı götürüyor?
Örneğin “Bugün uğurlu günüm” cümlesini ele alalım. Altında hoş bir karşılaşma veya umut olabilir. Daha somut bir ifade şu olabilir: “Bu karşılaşma beni mutlu etti ve oynama isteğimi artırdı.” İkinci cümle, duyguyu korur ama sonucu bildiğiniz iddiasını taşımaz.
Bir sınır daha var: İnancınızı sorgulamak için yeniden kumar oynamanız gerekmez. “Bir kez de totemsiz deneyip bakayım” düşüncesi, sorgulamayı yeni bir oynama gerekçesine dönüştürebilir. Soruların amacı deneme kuponu hazırlamak değil, düşüncenin kararınızdaki yerini anlamak.
Bunlar tanı testi veya tek başına tedavi yöntemi değildir. Yanıtları hemen bulmanız da gerekmiyor. Bazen “Bu sonuca neden bu kadar eminim?” sorusunda kalmak yeterlidir. Kendinize karşı sertleşmeden, bildiğiniz şeyle varsaydığınız şeyi ayırmaya çalışabilirsiniz. Bir düşünceyi fark etmek, ona göre davranmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
Gerçek kontrolü nereye yöneltebilirsiniz?
Sonucu kontrol edememek, hiçbir konuda söz sahibi olmadığınız anlamına gelmez. Ayrım, dışarıdaki sonucu yönetmeye çalışmakla kendi davranışınız için koruyucu koşullar oluşturmak arasında. Uğurlu nesneye değil, gerçekten yapabildiğiniz eylemlere bakabilirsiniz.
NHS’nin kumarla ilişkili sorunlara yönelik bilgilendirmesi, destek almanın yanında kumar sitelerine erişimi engelleme araçları, bankanın sunduğu işlem engelleri ve güvendiğiniz biriyle konuşma gibi seçenekleri sıralar. Bunların erişilebilirliği bulunduğunuz yere ve kullandığınız hizmetlere göre değişebilir. (nhs.uk)
Bu seçeneklerin amacı kazanma ihtimalini artırmak değil; erişimi sınırlamak ve yaşanan durumu paylaşmak gibi somut davranışlara yönelmektir. “Şansımı doğru kullanmalıyım” cümlesiyle “Şu an oynama isteği yaşıyorum ve bunu konuşabilirim” cümlesi aynı yere bakmaz.
Örneğin sabahki karşılaşmadan sonra hemen uygulamayı açmak istediğinizi düşünelim. İncelenecek konu, karşılaşmanın uğurlu olduğunu kanıtlamak değil; karşılaşmayla uygulamayı açma arasında kurduğunuz bağdır. “Bu olay olmasaydı aynı kararı verir miydim?” sorusu bunu görünür kılabilir.
Tek başınıza çözmek veya her isteği anında ortadan kaldırmak zorunda değilsiniz. Kontrol alanını doğru tanımlamak, bazen sonuç değiştirme iddiasından vazgeçip davranışın koşullarına bakmakla başlar. Bir düşüncenin aklınıza gelmesiyle onu uygulamanız ayrı konulardır. Destek istemek de kontrolün kaybolduğunu kanıtlayan bir durum değil, yaşanan güçlüğü paylaşmanın bir yoludur.
Yakınınızla alay etmeden nasıl konuşabilirsiniz?
Uğurla sonuç arasındaki bağlantı size dayanaksız görünebilir. Ama “Böyle şeylere nasıl inanıyorsun?” demek, konuşmayı davranıştan kişinin zekâsına veya karakterine çekebilir. İnancı sorgulamakla kişiyi küçümsemek aynı şey değildir.
Örneğin yakınınızın “Bu kolye bana kazandırıyor” dediğini düşünelim. “Saçmalıyorsun” demek yerine, “Bu kolyeyi taktığında kaybettiğin zamanları nasıl açıklıyorsun?” diye sorabilirsiniz. Amaç tartışmayı kazanmak değil, onun sonuçları nasıl değerlendirdiğini anlamaktır.
Başka bir varsayımsal konuşmada şöyle denebilir: “Bu karşılaşmanın sana iyi geldiğini anlıyorum. Benim kaygım, bunu yeniden para riske atmak için gerekçe yapman.” Böylece duyguyu anlamakla davranışı onaylamak ayrılır. Yakınınızın sevincini reddetmeniz gerekmiyor; uğur açıklamasına katılmanız da gerekmiyor.
Kendi sınırlarınızı anlatırken somut bir dil kullanabilirsiniz: “Ortak giderler için ayrılmış paranın kumarda kullanılmasını kabul etmiyorum.” Bu, bütün sorunu tek konuşmada çözmek değil, hangi durumun sizi etkilediğini belirtmektir. Konuşmanın odağı, kimin daha mantıklı olduğu değil, yaşanan davranışın etkileri olabilir.
NHS bilgilendirmesi, kumardan etkilenen aile ve arkadaşlar için de destek bulunabileceğini belirtir. (nhs.uk) Yakınınızı anlamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarınızı dışarıda bırakmanız gerekmiyor. Onun düşüncelerini değiştirmenin bütün sorumluluğunu üstlenmeden de kaygınızı anlatabilir, sınırlarınızı belirtebilir ve kendiniz için destek düşünebilirsiniz.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli?
Bir uğur inanışından hareketle kumar bağımlılığı tanısı konulamaz. Daha anlamlı soru, inanışın davranış içinde ne yaptığı ve kumarın yaşamı nasıl etkilediğidir. “Uğurlu tişörtüm var” ile “Kaybettiğim parayı geri almak için tekrar tekrar oynuyorum” aynı bilgiyi vermez.
NHS’nin bilgilendirmesinde kayıpları geri kazanmak için yeniden oynama, kumar için borç alma, maddi sorunlar ve sağlıkla ilgili etkiler değerlendirilir. Kumar sorun yaratıyorsa destek ve tedavi seçenekleri bulunur. (nhs.uk)
Bu nedenle yalnızca totemin ne kadar tuhaf göründüğüne bakmayın. Şu sorular daha somut bir tablo sunar: “Bu inanış nedeniyle hangi kararlar veriliyor? Kayıplar nasıl açıklanıyor? Açıklama yeniden oynamanın gerekçesi oluyor mu? Para, zaman ve ilişkiler bakımından ne yaşanıyor?”
Örneğin bir kişinin her kayıptan sonra yeni bir uğur koşulu bulduğunu düşünelim. Önce tişört, sonra kolye, ardından bir karşılaşma öne çıkıyor. Burada mesele hangi nesnenin doğru olduğu değil, her açıklamanın davranışı sürdürmek için kullanılıp kullanılmadığıdır. Bu karar sırası, profesyonel görüşmede paylaşılabilecek somut bir örnektir.
Genel bir yazı kişisel değerlendirme yerine geçmez. Destek ararken kendinizi ne kadar mantıklı gördüğünüzü kanıtlamanız değil, ne yaşadığınızı ve nerede zorlandığınızı anlatmanız önemlidir.
Sevdiğiniz biriyle karşılaşmak gününüzü güzelleştirebilir. Kolye sizin için değerli kalabilir. Bunların anlamını korumak için onlara kazanma gücü vermeniz gerekmez. Belirsiz bir sonucu değiştirdiği varsayılan işaretlerle gerçekten seçebildiğiniz davranışları ayırmak, kontrolü daha gerçekçi bir yere taşır.