Bugün sizinle 'güçlü kadın' söylemi üzerine konuşmak istiyorum. Çünkü çoğu zaman bu ifade bir iltifat olmayabilir. Birçok kadın aslında güçlü olmayı tercih etmiyor; güçlü olmak zorunda bırakılıyor.
Araştırmalar bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Kadın ve erkeklerin ev içi sorumlulukları üzerine yapılan çalışmalarda şu sonuç çıkıyor: kadınlar sadece bir işi yapmakla kalmıyor. Aynı zamanda o işin planlamasını, takibini ve yapım sorumluluklarını da üstüne alıyor. Yani sadece fiili çalışma değil, zihinsel ve bilişsel bir emek de söz konusu. Bu durum zamanla tükenmişlik, yoğun stres, yetişememe hissi ve yetersizlik duygusuna yol açabiliyor.
Asıl önemli nokta şu: Kadınlar tüm bunları yapabildikleri için güçlü değiller. Aksine, tüm bunları yapmak zorunda olduklarından dolayı güçlü kalıyor, güçlü olmak zorunda bırakılıyorlar. Toplumsallaşmış bu yapıyı bir günde değiştirmek mümkün olmayabilir ama, bu yükün farkında olmak, eşitsiz dağılımı görmek ve sonrasında sınır koymayı, paylaşmayı öğrenmek—bunlar küçük gibi gözükse de önemli adımlar.